0 yorum


Uzun bir aradan sonra merhabaaa :)

Ben geldim hemde hayatımda iki minnak yavruşla 😍

En son hamile olduğumu duyurup kaçmışım...Niye yazmadım.neden bu kadar uzaklaştım her şeyden şuan cevabını bende veremiyorum.Ama geri döndüm.

Şimdi 4 yaşında dünya güzeli bir oğlum ve 14 aylık dünya tatlısı bir kızım var.

Hayat onların ekseni etrafında dönüyor.Onların varlığı en büyük şükür sebebim.Ama son dönem ipin ucu kaçtı kendimi unuttum.Şimdi biri çıkıp sorsa sen neleri seviyorsun,nelerden hoşlanıyorsun vs verecek tek bir cevabım yok.Çocukları sorsanız elbette uzunnn bir liste çıkarırım ...
BU GİDİŞE Bİ DUR DEMEK İÇİN BELKİ TEKRARA BURAYA YAZMA İSTEĞİM.ÇÜNKÜ BEN NE KADAR BEN OLURSAM O KADAR MUTLUYUM.BEN NE KADAR MUTLU OLURSAM YAVRUŞLARIM O KADAR MUTLU...

HAYDE O ZAMAN HOŞGELDİM 😉






Geleceğini biliyordum



4 yorum
Biliyordum  geleceğini...
 Hislerim hiç yanıltmaz beni çünkü...
Önce aşk geldi bana şimdide sen...
Çok mutluyum...
Çok heycanlıyım...
Ve şükran doluyum kalbimdeki her güzel şeyi verene...
Evet bi miniği büyütüyorum içimde,kalbimde ruhumda...
Minicik elleri,ufacık kalbi öyle güzel ki tüm dünya duruyor onu gördüğümde...
Artık herşey daha bi güzel...
 

Film Kuşağı



3 yorum

Julie & Julia filmini biraz önce izledim ve çok hoşuma gitti doğrusu :)
Yönetmenliğini Nora Ephron'un yaptığı  2009/ABD yapımı film biyografi-romantik türünde sınıflandırılmış.İki gerçek hikayeden yola çıkan filmin akışı ve işleyişi gayet keyifli...Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir film.









Paris'te Gece Yarısı (Midnihgt İn Paris) 64.Cannes Film Festivalinde açılış filmi olan ve Woody Allen yönetmenliğindeki film 2011/ABD yapımı.Tür olarak romantik,komedi olarak sınıflandırılmış.Yazar olmak isteyen bi adamın Paris'te gece yarısı başından geçen gerçek üstü hikayelerin anlatıldığı film beğendiğim filmler arasındaki yerini aldı :)







Evim Sensin Evvett sıra geldi merakla beklediğim bir türk filmine.Yönetmenliğini Özcan Deniz'in yaptığı 2012/romantik,drama türündeki film benim için tam anlamıyla bi hayal kırıklığıydı.Herkesin ağladık dediği filmde ben sinirden resmen güldüm.Çünkü oyunculuklar çok yapmacıktı,bişeyler düşünülmüşte uygulanamamış gibiydi bence.Çok değer verdiğim bi hocam bize "seyirciyi aptal yerine koymayın onlar gayet akıllılar ve aptal yerine konulmaktan hoşlanmazlar."derdi ve de çok doğru söylerdi.Afiş,fragman,müzik güzeldi ve bence film güzel pazarlanmıştı ama ben film başladığı andan itibaren o samimiyeti göremedim.Hani bazı filmler vardır film olduğunu unutursunuz,yanınızda gerçekleşen birşeyi izlermişcesine izlersiniz hııhh işte bu film öyle değildi :) Tabi bunlar benim şahsi görüşüm,beğenen herkese saygım var ama ben beğenmedim malesef.


Tarihe not : Bugün sevgilimim doğum günü :) iyiki doğmuş,iyiki benim olmuş :)


UZUN HİKAYE



0 yorum
Evet aklımda sürekli fikir olarak dolaşan ama gerçekleştiremediğim yazı geliyor :)
İzlediğim filmleri,okuduğum kitapları paylaşıcam demiştim ya blogu ilk yazmaya başladığımda hıhh işte tam olarak onu yapıcam şimdi :)

Aslında anlatması "UZUN HİKAYE" herkesin koştura koştura gittiği filmleri biraz askıya alıyorum.Nedendir bende bilmiyorum ama nerdeyse film vizyondan kaldırılmaya yakın gidiyorum.Belki de en sevdiği pastayı herkes bitirdikten sonra yiyen içimde cimcime kız giriyordur devreye kimbilir :)
Yönetmenliğini Osman Sınav'ın yaptığı romantik,drama türündeki film 1940'lı yıllardan başlayıp 70'li yıllara kadar uzanan bi ailenin sevgi dolu,hüzünlü,neşeli,cesur hikayesini anlatıyor.Aslında doğru söyleyenin nasılda dokuz köyden kovulduğunun hikayeside diyebiliriz...
Kenan İmirzalıoğlu'nun muhteşem oyunculuk sergilediği filme ben tek kelimeyle bayıldım.Sinemadan çıktığımda gerçekten oyunculuğun hakkını vermiş dedirtti bana.
Bence gidilmesi,görülmesi gereken bir film...Şimdiden iyi seyirler :)
 

#DURUM BİLDİRİMİ



0 yorum
Ne zamandır yazmak istesemde elim gitmiyor bir türlü klavyeye...Buna sebep olarak kağıdı kalemi tercih ediyor olmamı gösterebilirim belki...Ama içimden geçenleri yazmak içimi dökmek iyi geliyor,belkide bu yüzden bu blogu yazmaya başladım...Son dönemlerde hayli zor,kötü,içinden çıkılmaz zamanlar yaşadım,yaşadık...İnsanlar tanıdım,insanların kaç yüzünün olduğuna şahit oldum,kazandım-kaybettim,ağladım-güldüm,okudum-izledim-yazdım,gördüm-öğrendim....Aslında bazen şikayet etsemde herşeyi dolu dolu en uç noktasında yaşadım...Çoğunlukla yoruldum git-gellerden,yaşananlardan,çözümsüz sorunlardan...Ama artık çok mutluyum kendimi buldum,kendime döndüm...Yüzüm gülüyor sebepsiz,içim kıpır kıpır ne zamandır...Yeni bi umudum var,yeni bir dileğim...
Dilek demişken ben bir doğum günümde tam mumu üflerken tüm kalbimle bir dilek tuttum...Ve olmaz dediğim dileğim gerçek oldu...Bu yıl bir dilek daha diledim ve sanırım o da gerçek oluyor...Hissediyorum geldiğini,hissediyorum varlığını...
Tüm dileklerimizin gerçek olması umuduyla,herkese harika hayatlar diliyorum...
Sevgi ve ışıkla kalın....

KORKUYORUMMM...



2 yorum
Bugün pek bi enerjik başladım güne :) Noldu bilmiyorum gece yatarken kafama taş düştü sanırsam :) Ya da dün bloga içimi dökünce beyin kendini resetledi :D Her neyse ne olduysa oldu keyfim yerinde ya...Ohh şansıma havada mis gibiydi,hiç dururmuyum peki ben hayır tabikide hemen ufak çaplı bi organizasyon yaptım...Giyindim süslendim kız kıza buluştuk...Sohbet muhabbet,küçük çaplı koca çekiştirmesi derken zaman nasıl geçti anlamadık :) Bi de arkadaşımızın minik oğluşu vardı ki evlere şenlik :) 
Ooo süper dedim,herşey düzeliyor sanırım...Bak güzel bi başlangıç oldu,kafamdaki tüm sıkıntılar sanki bi anda silini verdi...Ama galiba yanıldım...En iyisi anlatıyım...Annem aklındaki kötü şeyleri anlatki gerçeklşmesin derdi hep...Anlatıyım ve gerçek olmasın lütfen...
Bugün arkadaşlarla otururken boğazımın hafifte olsa ağrıdığını harkettim...Ama açıkcası çok üstünde durmadım.Daha sonra bi arkadaşla sohbete doyamayıp kahve içmeye gittik.O ara sesim kısılır gibi oldu,yutkunurken boğazım acıdı derken daha kötü olmadan bi hastaneye gideyim dedim...(Keşke demesemiydim diye düşündüm hastaneden çıkarken...) 
Neyse muayene odasına geçtim,doktora sıkıntımı anlattım.Doktor muayene etti iğne yaptılar derken doktor endişeli şekilde : "Lenf bezlerinize baktırdını mı " dedi.Hayır baktırmamıştım...Doktor devam etti : "Patoloji bölümüne gidin parça alınsın,ihmal etmeyin vs vs vs " dedi.Benim orda tek diye bildiğim diğer muayenelerde belli olmaz mıydı oldu...Olmayabilirmiş,benim söylemem gerekliymiş...Ama ben bu zamana kadar lenf bezlerimin şiş olmasını normal sanıyordum...Normal olduğunu düşündüğünüz bişey için kontrol olmak aklınıza gelmez ki...O an kırk senaryo yazdım kafamda...Lenf kanseri şüphesiyse doktoru öyle tedirgin eden,ya yeni uzattığım saçlarım dökülürse,ya sevdiğime doyamadan,bebeğimi kucağıma almadan bişey olursa,peki anneme kim söylecek...Off off bi muayene ol dedi diye neler kurdum kafamda...Ama korktum,korkuyorum...Çünkü öyle endişeli ve kesin bi şekilde söyledi ki...
Eve geldim ama canım öyle sıkkın ki başım dönüyor,kulağımda uğulduyor iç sesim...Eşim geldi eve ona sarıldım,anlattım doktorun dediğini.O da muayene etti hemen sonra uzun uzun lenf bezini vücuttaki işlevini klasik hekim kelimeleriyle anlattı...Kafamı salladım ama inanamadım...Korkuyorum...Yaaa diye başlayıp kötü olan herşeyle boşlukları dolduruyorum...Gidicem hastaneye ama sonuca hazır olunca...
Öyle boş ki şu dünya dün neler yazdım,neleri kafama taktım...Ama ufacık bir şüphe yok etti herşeyi...Un ufak etti tüm sorun ettiğim şeyleri...Bu bana bi mesaj mı acaba ya da yaradanın imtihanı...Dua edin bana olur mu...Eğer okuyorsanız yok ya banada demişlerdi çıkmadı bişey deyin...Şuan kandırılmaya o kadar ihtiyacım var ki....

Peki kimse yok mu ?



1 yorum
Savruluyorum şu sıralar kurumuş yaprak misali...Kafam karışık...Ruhum karışık...Duygularım karışık...Ama sanırım beni savuran rüzgarında kafası karışık...Bi o yana bi bu yana savrup duruyor beni...O da karar veremiyor ne yapacağına...Sonu nereye varacak bu durum bilmiyorum...Kafam öylesine dolu ve öylesine boş ki anlam veremiyorum bu hallere...Ben hiç böyle olmuşmuydum acaba önceden ??? Onu bile hatırlamıyorum,hafızam bile karışık buaralar...Beni bu havalar mahvetti demiyeceğim...Herkes gibi suçu sonbaharın üstüne atıp köşeme çekilmeyeceğim...Savaşacağım ...Ama nasıl yapacağımı henüz bilmiyorum...Bi yerden başlamak şart oldu,öyleyse karar vermeli önce...Hangi cepheden başlamalı savaşa ??? Hangi düşmanı karşıma almalı ??? Ya da en önemlisi önce iç savaşlarımı bitirmeli,yoksa benden öte düşmanlarımı halletmeli ??? 
Peki ya insan kendine düşmansa ne yapmalı ??? Kendiyle savaşabilecek kadar güçlü mü insanoğlu...Havva kızları...Adem oğulları...Peki ya ben güçlü müyüm ??? Güçüm kaldımı ki onca yaşandan sonra...Kanayan yaraların yerini unutup kendi kanımda boğulmuşken,yeniden yapabilirmiyim...Sahi başarabilir miyim ??? Baksalar dışardan hala yüklenirler omuzlarıma,hala yaralarımı deşerler...Öyle ya güçlüyüm onların nazarında...Evet belki güçlüydüm bi zamanlar ama ya gücüm kalmadıysa...Ya dayanamıyorsam artık olanlara...İnsanların sahte yüzlerini gördüysem ya...Ya yalanlarının hızına yetişebilecek takatim kalmadıysa...Ya güvenmeye,inanmaya,iyi niyete hasretsem...Ya bunları bi kenara bırakıp en baştan başlamak istiyorsam ne yapmalı ??? Kimse var mı sesimi duyan ? Kimse var mı aynı yolları aşan...Peki ya kimse yok mu bana yol gösterecek olan ???
older post